MELİS

01 Kasım 2009 Pazar

10 KASIM'A 10 MİLYON TÜRK ANITKABİR'E


Muazzez İlmiye ÇIĞ
Banu AVAR Hakan YAVUZ Adnan PELVANLAR Zeynep HAZNEDAROĞLU Vural SAVAŞ Server TANİLLİ Sinan MEYDAN
10 Kasım günü Milyonlar Anıtkabir'de buluşsun, Türkiye'nin şekli değişir.
SESSİZLERİN ÇIĞLIĞI HEPSİNE CEVAP OLUR!
Aynı gün saat 20'de ışıkları söndürme eylemini de başlatıyoruz.
Lütfen duyarlı olalım, DUYURALIM
İyi çalışmalar... Herkese Kolay Gelsin.
1- Hiçbir partinin adı geçmeyecektir. Hepsi davetlidir.
2- Hiçbir kuruluşun, örgütün etkinliği olmayacaktır. Herkes davetlidir.
3- Düzenleme heyeti yoktur. Düzenleyen, Milletin ortak aklı ve ruhudur.
4- Sadece Türk Bayrağı taşınacaktır.
5- Hiçbir pankart, afiş, yazı taşınmayacaktır.
6- Slogan atılmayacak, bağırılmayacak, düzenli ve özenli hareket edilecektir.
7- Göğüslere Atatürk resmi, rozeti veya siyah kurdele takılacaktır.
8- Milli yas ve vakur bir matem havası hakim olacaktır.
9- Tüm davranışların temel ilkesi; insan sevgisi, saygı, tevazu ve yoldaşlıktır.
Herkes görevli, herkes göreve davetlidir.
Ülkenin durumu ortada. Her şey bozulmuş. Şehit aileleri madalyalarını iade ediyor, gençler işsiz, kadınlar tencere kaynatamıyor. Çalışanlar bile açlık sınırında yaşıyor.
Partiler, sendikalar, meslek kuruluşları, dernekler ayrı ayrı havalarda, parça parça işler yapıyorlar. Fakat sonuç alınmıyor. Sonuçsuz eylemler, bu çürümüş düzenin sürdürülebilir olmasına hizmet ediyor. Artık Mustafa Kemal Atatürk’ün etrafında toplanmamız gerekiyor.Onun yolunda, onun ilkeleriyle ortak hareket etmemiz gerekiyor.
Türkiye’nin kurtuluşu ancak büyük bir halk hareketiyle mümkündür. Uyuyan dev, uyanmaktadır.
Halk, doğru yollar ve düzgün yöntemler olduğu taktirde, harekete geçmeye hazırdır. Yeter ki, doğru eylemler geliştirelim…
Birinci aşama olarak 10 Kasım eylemini tüm kamuoyuna duyuralım.10 Kasım günü Anıtkabir'de buluşalım…

21 Ekim 2009 Çarşamba

CUMHURİYET BAYRAMI KUTLU OLSUN



PKK'lıların memlekete dönmesiyle,29 Ekim'de Cumhuriyet Bayramı bütün yurtta,dış temsilciliklerimizde ve Kuzey Kıbrıs'ta büyük bir coşkuyla kutlanacaktır.TBMM kırmızı halılarla kaplanacak,kahraman PeKeKe'liler gözyaşları ve alkışlarla protokol
tarafından,bandolar eşliğinde Atatürk'ün Meclisi'ne giriş yapacaklardır.Meclis yetkilileri,kendilerinden ve kortej başındaki Ahmet Türk'ten özür dileyeceklerdir.


Sayın Amerikan Elçisi de törenlere katılarak,büyük desteğini esirgemeyecektir.Hatta,
sayın elçi bağırarak,''Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir'' diye yazan Atatürk'ün sözlerini skandal olarak niteleyerek, indirilmesi talebinde bulunacağı tahmin edilmektedir.


Daha sonra,PKK'lılar limuzinlere bindirilerek törenlerin yapılacağı stada götürüleceklerdir.Protokol sıralamasına göre,dağdan inen kahramanlar en ön saflarda yer alacak,yanlarına çok sayın Amerikalı Generaller ile AB heyetinini değerli komserleri oturacaktır.Düşman olan şehit Türk askerlerinin aileleri,bu seçkin gruba çay ve meşrubat hizmeti yapmak üzere görevlendirilmişlerdir.Ayrıca İmralı'dan 10 sporcu atletin getireceği toprak,PKK'lılara verilmek üzere Sayın Emine Ayna'ya teslim edilecektir.


Törenler Amerikan ve Avrupa Birliğine ait şanlı askelerin geçit yürüyüşü ile büyük bir coşku içinde başlayacak,arkasından Amerikan ve Nato uçak ve jetleri nefesleri kesen bir gösteri yapacaklardır.Yönlerde dalgalalan AB-D Bayrakları güne başka bir anlam kazandıracaktır.


Törenlerin bitişinde,Sayın Sırrı Sakık havai fişekler atılırken bir elinde Amerikan nescafesi,diğer elinde Fransız havyarı ile kürsüye gelerek,tarihi
konuşmasını gerçekleştirmiştir:


''Bundan sonra Türkiye Büyük Millet Meclisi ismiyle bir faşist meclis duymak istemiyorum.Meclisin ismi derhal değiştirilecektir.Bütün kamu ve özel sektörde bulunan Atatürk resim ve heykelleri acilen kaldırılacaktır.Başta CHP,MHP olmak üzere bütün ırkçı faşist partiler kapatılacaktır.Bütün ulusal kanallar yasaklanacak,sadece Şeş TV ve Roj TV yayın yapacaktır.Faşist Türk Ordusu derhal dağıtılacak,yerine Amerikan Ordusu getirilecektir.Sayın A.Öcalan derhal Cumhurbaşkanı sıfatıyla federesyona giden halkların başına getirilecektir.Bizim federe sınırlarımız yıllar önce AB-D tarafından belli olduğu halde;Ermenistan,Laz,Gürcü ve diğer etnik grupların sınırlarının çizimide
AB-D komserleri tarafından acilen belirlenecektir.Azerbaycan,Türki Cumhuriyetleri ile ilİşkiler süresiz olarak dondurulmuştur.Yurtseverlik-Vatanseverlik gibi bütün kavramlar şu saat itibariyle yasaklanmış olup,daha önce fişlenen bu ırkçı,faşist
tutumda olan herkes Silivri'deki diğer Vatanseverlerin yanına müebbet hapis olarak gönderilecektir.........''


Bu konuşmanın ardından,bütün Amerikalı,Avrupalı ve PKK'lı konuklar gözyaşlarına boğularak,Sayın Sakık' alkışlamışlardır.Törenin ardından,seçkin topluluk AB-D uçakları ile İstanbul Dolmabahçe Sarayına hareket etmiştir.Son gelen bilgilere göre,Atatürk'ün bütün resimleri ve eşyaları yakılmak üzere Almanya Başbakanı Merkel'e gönderilmiştir.


FEDERE DEVLETİMİZİN CUMHURİYET BAYRAMINI KUTLARIM.


Melis

09 Ekim 2009 Cuma

KAPİTALİZMİN ÇÖKÜŞÜNE DOĞRU . . .



“Son kriz mi?”


IMF ve Dünya Bankası’nın bu yıl İstanbul’da gerçekleştirilen yıllık toplantısı, kapitalist ekonominin yaşamakta olduğu krizin, bütün boyutlarıyla gündeme gelmesine vesile oldu.


Şimdi artık herkesin üzerinde birleşmiş olduğu konu başlıkları şunlardır:


1. Kapitalizmin krizi derinleşerek devam etmektedir. 2010 yılında krizden çıkılacağına dair bir belirti henüz yoktur. Tam tersine bütün işaretler krizin daha da ağırlaşacağı yönündedir.


Batılı ülkeler kendi başlarına krizden kurtulma yeteneklerini kaybetmişlerdir. Yaşanan krizden ancak Çin, Hindistan gibi dünyanın gelişen ekonomilerinin katkısıyla çıkılabilir.


2. Dünya ekonomisinin ağırlık merkezi Asya’ya kaymıştır. IMF ve Dünya Bankası gibi uluslararası ekonomik kuruluşlarda ülkelerin oy hakları, bu gerçeğe uygun olarak yeniden düzenlenmelidir.


3. Serbest piyasa sisteminin sonu gelmiştir. Ekonomiye devlet müdahalesi gerekli ve zorunludur. Kriz sonrası şekillenecek dünya ekonomisi ise daha çok, bugünkü Çin ekonomisine benzeyecektir. (Soros)


4- Ve Doların saltanatı sona ermektedir. Bilindiği üzere 2. Dünya Savaşı döneminde, 1944 yılında gerçekleştirilen Breton Woods toplantısında, Doların uluslararası rezerv para olması kabul edilmiş ve altın esasına bağlanmıştı. Yani Amerikan Merkez Bankası, elinde Dolar bulunduran bütün devletlere, istenildiği anda ellerindeki doları altınla değiştirme garantisi veriyordu.


Sonraki yıllar içinde ABD, adım adım altına bağlı Dolar taahhüdünden vazgeçti. Çünkü karşılıksız para basıyordu. 1973 yılındaki petrol krizi ile birlikte altın esasını bıraktığını resmen ilan etti. Artık ABD, alenen altın karşılığı olmaksızın, istediği kadar Dolar basma ve dünya piyasalarına sürme avantajına kavuşmuştu.


Elbette bunu mümkün kılan ABD’nin devasa askeri gücüydü. ABD, dünya çapında kurduğu hegemonyanın sonucu olarak, beş sente imal etiği kâğıt parçasını bütün dünyaya 100 dolara satarak ekonomisini 40 yıl boyunca finanse etti.



HEGEMONYANIN SONU


Artık bu dönemin sonuna gelmiş bulunuyoruz. Amerika’nın Irak ve Afganistan’da uğradığı askeri yenilgi, bu emperyalistin dünya hegemonyası emellerine ağır bir darbe vurdu. Bir kez daha görüldü ki devasa bir askeri güç, savaşmayı göze almış bir ezilen millet karşısında çaresizdir.


Askeri yenilginin yanı sıra gerek ekonomik, gerekse askeri alanda değişen güç ilişkileri de Doların saltanatına son veren etkenler olarak ortaya çıkmıştır.


Çin uzayda uydu vurmaktadır. Hindistan, uzay kulübündeki yerini almıştır.



İran, uzaya uydu fırlatacak teknolojiye ulaşmıştır

.

Bu tablo içinde Amerikanın teknolojik üstünlük ile desteklenen askeri gücünün eski hükmü kalmamıştır.



DOLARIN SONU


Ve şimdi özellikle gelişmekte olan ülkeler, Amerikanın karşılıksız kâğıt parçalarına büyük zenginliklerini vermekte daha isteksizdirler.

Bazı ülkeler (İran, Venezuela) uluslar arası ticarette doları değişim aracı olarak kullanmaktan vazgeçtiler.


Aralarında Amerika’nın yakın müttefiklerinin de olduğu çok sayıda ülke, artık dış ticarette, aralarında kendi ülke paralarını kullanmaktadırlar.


Örneğin Türkiye ile İran arasında ticaretin iki ülke parası ile yapılması konusunda bir anlaşma imzalandı.


Doların uluslararası değişim parası olarak kullanılamayacağı yönünde şimdi, eskiye göre çok daha fazla haber çıkmaktadır.


BRIC ülkelerinin yeni bir uluslararası para birimi peşinde oldukları haberlerinden sonra İngiliz Independent gazetesi, Körfez ülkelerinin petrol fiyatını dolarla belirlemek yerine Yen, Yuan, Euro ve Körfez ülkelerinin ortak para biriminden oluşan bir sepet tarafından belirlenmesi hazırlığı içinde olduklarını yazdı.


Bütün bunların sonucu olarak doların artık bir uluslararası değişim aracı olarak son demlerini yaşadığı konusunda bir ortak kanaat oluşmuştur. Farklı fikirler, bu “son”un ne zaman geleceği konusundadır.



YENİ KRİZ ETKENİ


Şimdi üzerinde düşünülmesi gereken nokta şudur: Dolar, uluslararası değişim parası olmaktan çıktığı zaman, bu durumun Amerika başta olmak üzere kapitalist dünya ekonomisine etkisi ne olacaktır?


Amerika’nın gayrı safi milli hasılası 13 trilyon dolar, Dünya ekonomisinin hasıla değeri ise yaklaşık 40–50 trilyon dolar olarak hesaplanıyor.

Bu rakamlara karşın dünyada tedavülde olan dolar miktarı 130 trilyon kadardır. Yani büyük bölümü karşılıksız. Ve Amerikan füzeleri sayesinde dünyaya kabul ettirilmiş.


Şimdi bütün bu kâğıtların, tuvalet kâğıdı kadar bile değerli olmayacakları güne doğru gidiliyor.


Sanal ekonomi balonunun patlaması yaşadığımız krizi doğurdu. Dolaşımdaki trilyonlarca doların, hurda kâğıt muamelesi görmeye başlamasının ekonomiye olan etkisi, sanal ekonomi balonlarının patlamasından daha az olmayacaktır.


Kısacası, insanlığın bir sistem olarak kapitalizmden kurtulması ile ancak çözüm bulabileceğimiz o malum “nihai krizi” yaşıyoruz.


(Partili sevdiğim bir uzman
ağabeyden alıntı.)

25 Eylül 2009 Cuma


KARINCALAR


Dün gece yatağımda uyuyamadan

yine uzaklara yolculuk yaptım.

Uzun yaz tatili bitmiş ve koca

yorgun şehir bütün ağırlığı ile

sanki omuzlarıma binmişti.

Okullar açıldı ve o karıncalar aklıma düştü.

Dertlendim,hüzünlendim,ağladım.

Bu ağlayışım onlara olduğu

kadar kendimeydi.


Hayat İstanbul'da sadece

Nişantaşı,Etiler Bebek;

Ankara'da Gaziosmanpaşa,

Arjantin Caddesi,Ümitköy,

yani şehrin göbeği değildi

ve hayat ne kadar acımasızdı.

Ya o varoşlarda yağan yağmurun

evlerinden çıkardığı aileler

ve okulu açılan çocuklar...


Hepsi kor gibi düştü hayallerimin

en kuytu öykülerine.

Anneler;ağlamalarını çocuklarından

saklayan o vefalı anneler,

çilekeş,vefalı anneler...

Ağlayan gözlerini çocuklarından kaçıran,

saklayan anneler,emekçi babalar...


Hayat her zaman zordu size,

şimdi daha bir zor.

Gözlerim kapalı dinliyorum

sizleri sessiz ve çaresiz feryatlarınızı.

Ruhumun en kuytu delhiz gölgelerinde

saklanarak seyrediyorum bozkırda koşan,

bebeklikten çıkmış okula gitmeye

çalışan karıncaları.


Uzaktan nasılda herşey

tozpembe gözükür insana.

Bilinmeyen hayatlarla ilgili

ahkam kesmek nasılda kolaydır insana.


Gerçeğimde,sizlerden
daha iyi yaşamak gibi bir idealim,

amacım hiç olmadı.

Ben de hakkım olan kadarını aldım,

ne bir eksik,ne bir fazla.

Bunu benden başka kim bilebilir?

Hakkım olanı,belkide daha azını aldım.


İşte o yüzden,ne kadar

birbirimize benziyoruz karıncalar.

Hüzün hüzün iliklerime kadar

sizleri düşünmem belkide bundan.

Gündüz güneş gibi sıcak olmalı,

akşam yıldızlar kadar parlak olmalısınız çocuklar.


Ağlayan ve gülen palyaço misali,

umudumuzu yitirmeden,

fazla ölçüp biçmeden,

birşeylere başlayabilmek,

hayallerimizin güneşine

yürümemiz lazım çocuklar.


Hep bir başlangıç ister insan çocuklar,

başlamak başarmanın yarısıdır derler.

Hazırlıksız o kadar çok yakalandık ki çocuklar,

işte gücümüz belkide bundan.

Aydınlık,güzel bir öğretim yılına çocuklar...


Melis

18 Eylül 2009 Cuma

Ş İ İ R


BAYRAM
Yarın bayram.
İşte o zaman,
Gözlerin bir başka
Güzel olmalı.
Şimşek şimşek,
Bir dişi kaplan...
Saçların,ellerin,kalçaların,
Yarın bir başka olmalı.
Ağaçlar,martılar,işte deniz,
Hepsi yerli yerinde.
Doğan beyler bu bayram
Yurtdışı yapmadılar.
Fransız tatil köyünde
Karar kıldılar.
Nefes nefese bir çocuk,
Seni arıyor olmalı.
On üçünde ya var,ya yok.
Gözleri ışıl ışıl,
Altı çizgi,çizgi,
Derin ve yorgun.
Ağır simit tablası,
Hafif kambur...
Bir ayağında çorap,
Diğeri çıplak.
Ayaklarında lastik pabuç,
Bir hayli yırtık.
Yol oldukça yokuş,
İçinde br umut...
O şimdi seni arıyor,
Yarın bayram olmalı,
Çünkü o bir çocuk.
(blog arkadaşım bir ağabeyin şiiri)

11 Eylül 2009 Cuma




ON İKİ EYLÜL



Dinleyin a dostlar dinleyin,

Faşizmin ayak seslerini,

Palet,zincir ve çığlık

seslerini dinleyin.


Prangalanmış özgürlüğün sesini,

Susturulmuş gençliği,

Zindandaki aydınları,

Yazar ve şairleri dinleyin.


Öldürülen sanatı,edebiyatı,

Yakılan kitapları,ağlayan şiirleri,

Susturulan türküleri,şarkıları,

İşkencecilerin bitirdiği

Bir neslin feryatlarını dinleyin a dostlar.


Denizleri,Mahirleri,Yusufları,

On yedilik Erdalı,gencecik fidanları,

İsimsiz devrimci kahramanları,

Esen o rüzgarları dinleyin a dostlar.


On iki eylül,

Sadece bir neslin katledilmesi değil;

Dinci faşizmin doğuşu,

Emperyalizme milli değerlerin

Peşkeş çekilmesinin de adıdır a dostlar.


Hepsinin sesini bu yılda hatırlayın

A dostlar !


Melis

29 Ağustos 2009 Cumartesi

30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI TÜRK HALKINA KUTLU OLSUN


ANADOLU


Uzaklarda bir yerde rüzgar eserken hafifcesine,

Ağlar bir ihtiyar bir çınarın gölgesinde sessizcesine.

Yüz yıllarca aldatıldım,aldatıldın Anadolum,

Güzel Anadolum dercesine,

Selam duruyor halkına ve Mustafa Kemal'ine.

O bilirdi ki dağları bulutluydu bu vatanın bir zamanlar,

Kadınları hamur yoğuramaz,erkekleri ise çift koşamazdı.

Kara kara bulutlar öyle bir çökmüştü ki vatan üstüne,

Ne çeker giderdi,ne de bereket olur yağardı.

Ama bu böyle süremezdi,Anadolu hürdü

Ve hür yaşamasını severdi.

Ey ihtiyar ağlama,sevinçten de olsa ağlama,

Ağlamak,hayal kurmak zamanı değil,

Atılmak,didinmek ve çalışmak zamanıdır;

Onun için,onlar için ve ANADOLU için...


Melis

(lisede ödül alan şiirim)
Blog Widget by LinkWithin